Herkes biraz arabesk takılır
Nisan 2nd, 2011 § 1 Yorum
Duyuyor musun?
Tık, tık, tık… Onlarca insan sanki senmişsin gibi geldiler bu akşam bana doğru. O sokağın girişine 25 metre kala, elimde sıcacık bir çay bardağı, ucuz bir taburede otururken, karşımda yaren, sigaranın dumanı tüterken bir yandan, bir yandan sen tüterken gözlerimde; insanlar teker teker girmeye başladılar o sokağa. Kimi sarhoş, kimi çakırkeyif, kiminin başı dumanlı. İstiklalde kemençe eksik olmaz elbet, oy sevdiğim cebimde taşıdım bu akşam senin gibi gelini.
Tek tek her insanın girişinde aynı hayali kurdum, ya sen olsaydın şu gelen? Korka korka, salına salına, gözlerimin içine baka baka yürüyen bana doğru. Korkma çocuk! Koşturarak gelmeni engelleyen ne olabilir ki bunca zamandan ve yaşanandan sonra? Çekseydin bir ucuz tabure, otursaydın yanı başıma, aynı çaya ortak olsaydık parasızlıktan, dönseydik son kalan sigarayı, kibritleri teker teker çekseydik içimize. Teker teker gelseydi insanlar, her biri ayrı keder ayrı sevinç, ayrı hüzün ve aynı hasret.
Derin bir nefes, içten gelen bir ezgi, kalabalığın halet-i ruhiyesine bir tebessüm; başka her derdi, başka her kaygıyı, başka her kederi ötelettiren bir boşluk. O an, o taşa birlikte basmamanın, o an o şarkıyı söyleyememenin, o an o nefese ortak bulamamanın katlanılmaz ağırlığı. Boşluk ağırdır herşeyden, yoğundur bildiğimiz her maddeden bunu öğrendim bu akşam.
Mahcup bir gülümsemeyle yürüsen şimdi bana, önce kollarım açılır, sonra dilim tutulur, göz pınarlarımda garip bir gıdıklanma, yemek borumda akılalmaz bir trafik… Dört evladının üçünü savaşa verip, dördüncüyü karşısında bulan ananın kolları gibi sarar seni kollarım. Buraya kadar yüreğim hükmeder bilmemkaç kemik ve kasıma, sonra beynimden bir ses; ‘Geriye dön, marş!’. Biraz daha insan olurum o vakit, biraz daha hasretlik. Belki biraz daha senin.
” Biraz daha insan olurum o vakit, biraz daha hasretlik. Belki biraz daha senin.” sevdim