Alışkanlıklar

Mayıs 4th, 2011 § Yorum yapın

Hepimizin hayatında önemli kavşaklar oldu. Her dönemeç belli bir sürecin sonuydu ve bir yenisine başlarken bir öncekinden kalan bazı anıları unuttuk . En azından benim unuttuğum oldu. Şehir değiştirmek, hastalık geçirmek, kaza atlatmak olmayabilir her zaman bu dönemeçler. Geçmişle bugün arasındaki ‘canlı köprüler’in  eksilmesi veya geleceğe taşınacak birinin hayata girmesi örneğin. Benim için ikisi de hemen hemen aynı vakitlere denk geldi. Dedemin vefatıyla birlikte tarlaları, dondurma yediğim pastahaneleri, askeri okul üniformamı, kahvehanenin önünü süpürdüğüm çalıdan süpürgeyi rafa kaldırmışım adeta. Kesik kesik, parça parça resimlerden ibaret aklımda kalanlar. Diyalogların olmadığı sessiz sinema tarzında kısa metrajlı filmler gibiler. Öncesinde ne vardı peki? Her pantolonumun dizi yamalıydı bir kere, her 3 ayda bir ayakkabılarım değişirdi, Sheva’yı çok severdim… Sadece olaylardan bahsediyorum galiba. Bunların hiçbiri alışkanlıklarım değil. Yoksa alışkanlıklarımı unuttum mu? Yolda giderken kardeşimin elinden artık tutmadığıma göre ya da bisikletin arka lastiğine ayak koyarak durduğum için kimsenin bakışları bana dönmediğine göre geçmişimden bugüne köprüm olacak alışkanlıklarım kalmamış. Kitap okumak, müzik dinlemek değil mevzu. Mevzu şu emeklilere hitaben açılan hobi kulüplerinin aktiviteleri de değil. Genelgeçerlikten uzak, zaman zaman kişiye özel, sıradan insanın ‘resmi tarih’inde olmayan şeyler. Peki yerine ne koydum? Şimdilik en büyük aday sigara. Ya sonra? Aslında seviyorum sandıklarım kocaman birer alışkanlıktan mı ibaret? Sadece ortaokuldan bu yana bir alışkanlığımın devam etmiş olduğunu farkettim bu akşam; ışığın sesten hızlı olduğunu, dolayısıyla şimşeğin gök gürültüsü duyulmadan önce görüldüğünü ve aradaki zaman farkının bulutların yerden yüksekliğiyle ilgili bilgi verdiğini öğrendiğimden beri her gök gürlemesinde hesap yaparım. Çok isterdim; bir alet yardımıyla dünyadaki herhangi bir nesne ile aramdaki uzaklığı tam olarak ölçebilmeyi. Ya da ben seni gözümü kapattığımda yine görsem ve sen çok uzaklardan bağırsan mesela ya da sadece adımı söylesen, hesap tutar mı dersin? Yalnızca bir günlüğüne de olsa (24 saati salise aşmamak koşuluyla hatta) gelsen, geçmişimi hatırlamama yardım etsen, özlemlerimi gidersen, bilinçaltıma tercüman olsan kim ne kaybeder ki? 24 saatin her anını hangi kavşaktan dönmüş olursam olayım unutmamak adına söz de veriyorum üstelik. Tiyatroya gidelim, biletler benden?

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Bu ’ ne?

You are currently reading Alışkanlıklar at kalsaydı yazık olurdu.

meta

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.